beats by dre cheap

TURKiYEM, CANIM BENiM

Geçen yüzyılın 90’li yillarinda benim ülkemde savaş vardı. Düşünülmesi bile zor olan komşu iki ülkenin saldırganlıkları, yıkıp dökmeleri ve ölümler.

 

İşte ben ilk kez ozaman geldim Türkiye'ye.

 

Ozaman, yani 20 yıl önce, Türkiye fakir ve zayıf bir ülkeydi.

 

Siz hatırlamazsınız belki ama ben çok iyi hatırlıyorum. Modern ve çok gelişmiş bir şehir olan, Avusturya Cumhuriyetinin başkenti Viyana'dan gelen ben, Türkiye'nin başkenti Ankara ile ilk buluşmamızın şokunu hatırlıyorum. Fakir olduğunuza ve banyolarınızda sıcak suya sahip olmadığınıza inananmayışlarımı çok iyi hatırlıyorum. Toplu taşıma araçlarınızın olmayışı, başkentinizde asfaltsız yollarınızın olması, kanalizasyonu olmayan mahallelerinizin olması....

 

 

Halkınız biz Bosnalıların, Boşnakların acılarını paylaşıyordu, Bosna Hersek için ağlıyordu, halkınızın ruhu bize yardım etmenin yolları için yalvarıp yakardı, fakat ülkeniz çok zayıftı,  üçüncü sınıf ülkelerinden biriydi, Boğaziçi’ndeki bir hastaydı, iş güç sahibi çok az kişi vardı, gerçek bir işe sahip olanlar daha da azdı. Fabrikalarınız yoktu, karayollarınız yoktu ve sizin ciddi bir ülke olduğunuzun göstergesi olacak hiç bir şeyiniz yoktu.  

 

Halkınız ağlıyordu, çünkü üzgündü, halkınız ağlıyordu çünkü hiç bir şey yapamıyor olmasından kızgındı. Ülkeniz okadar önemsizdi ki, politikacılarınızsa Batı Uygarlığının kuklalarıydılar.

 

Sizin her gününüz geçiyor Türkiye'de, ben orda yaşamıyorum. Ben oraya arasıra geliyorum. Belli ki ya Türkiye'de neler olup bittiğinin, nasıl değiştiğinin farkında değilsiniz, ya da aptal veya körsünüz.

 

 

En son arabayla geldim Türkiye'ye. Avrupa Birliğinin üyesi olan bir ülkeden, Bulgaristan'dan giriş yaptım. O ülke fakirliğin eşiğinde sefaletten kaynıyor, fakat Avrupa Birliğinin üyelerinden olan bir ülke ve sizin o ülkeye girebilmeniz için vizeye ihtiyacınız var.

 

Bulgaristan sınırını geçtikten sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırına gelince dünya değişiyor.

 

Çamurlu yollardan, birden Saraya geliniyor resmen. Böyle bir his var inanın.

 

Aynı hissi 1994 yılında Marıya Teresa Saraylarından çamurlu Anadolu'ya geldiğimde yaşamıştım

 

Yanlız bu defa röller değişmişti, Siz  Saraydınız, ONLAR ise çamur.

 

Bilinen bir cümle gibi; küllerden, sefalet ve yoksulluktan, tüm dünyanın kıskandığı güçlü, gelişmiş ve modern bir ülkeye dönüştünüz. Yardım alan bir ülkeydiniz, kredi veren tüm uluslararası enstitütlerden ancak bütçe deliklerini kapatabileceği ve bu sayede birazcık nefes alabileceği kadar nakit kredisi alabilen üçüncü sınıf ülkesinden, artık diğer ülkelere kredi verebilen bir ülkeye dönüştünüz.

 

Dünyada 200 kadar ülke var ve Türkiye şu durumda 15. sırada yerini alıyor. Siz bunu biliyor muydunuz?

 

Ama 15. sırada olmuş olmanız okadar da önemli değil, önemli olan oraya nasıl, ne şekilde geldiğinizdir.

 

Vatandaşlarınızın bir kısmı şu sıralarda yakıp yıkıyor İstanbul'un caddelerinde. Dünyada eşi benzeri olmayan o şehirde.

 

Dünyanın en güçlü ülkelerinden birini inşa eden hükümeti protesto ediyorlar. 

 

Sizler, diğer kısmınız ise, susuyorsunuz.

 

Neden susuyorsunuz?

 

Belki yeteri kadar şeyin yapılmadığını düşünüyorsunuz.?

 

Acaba dünyanın en güçlü ülkesi ABD olabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Gerçekten de istiyor musunuz onlar gibi olmayı? Petrole ne kadar ihtiyacınız olduğuna bağlı olaraktan dünyadaki tüm egemen devletlere saldırmak mı istiyorsunuz?  Zenginlik uğruna yabancı bir ülkedeki aileleri, yaşlıları, kadınları ve çocukları öldürmek mi istiyorsunuz, sonra da bunu özgürlük ve demokrasi uğruna yaptığınızı savunmak mı istiyorsunuz?

 

Acaba daha iyisini ve daha fazlasını mi istiyorsunuz, tıpkı Avrupa Birliği üyelerinin sahip olduğu imkanlar gibi?

 

Yoksa Fransanın özgürlük diye kastettiğini mi istiyorsunuz? Romalıları sırf daha düşük seviyeli bir ırk olduklarını düşündükleri için şehirlerinden sürgün ettikleri ve ülkelerinden atarak elde ettikleri özgürlüğü? Demokrasisini uşak ve füzelerle Libyaya yayan Fransanın demokrasisisni mi istiyorsunuz? 

 

Lütfen bana Taksim'deki insanların tam olarak ne istediklerini açıklar mısınız?

 

Özgürlükçü Batı ülkesi İspanya'daki işsizlik oranını mı?

 

Sizin işsizlik oranınız % 10 iken onlarınkisi %30. Acaba siz bunu kavrayabiliyor musunuz?

 

Yoksa Yunanistan'daki özgürlük değerlerini mi istiyorsunuz? Sizin hiç bir borcunuz yokken, yüz milyarlarca euro borcu olan bu ülkenin mi?

 

Siz kamu borcu oranınızın Avrupa Birliğinin'deki gibi olmasını mı istiyorsunuz?

 

Avrupa Birliğinin'ndeki kamu borcu oranı %60 GSYH deflatörü ile sınırlıdır, fakat bunu kontrol altında tutabilecek üyeler çok nadiridir. Sizin Kamu borcunuz %36 GSYH deflatörüdür. Hiç beyinlerinize işliyor mu bu?   

 

Yok hayır, boşverin, bana Taksim'deki eylemcilerin ne istediklerini anlatmayın, bana sizlerin, diğerlerinizin, neden sustuğunuzu anlatın?

 

Taksimdeki fotoğrafların dünyayı dolaşmasına ve sizin olmadığınız bir şekilde yani sosyal sorunları olan, fakir ve sefalet dolu bir ülke imişsiniz gibi gösterilmenize neden izin veriyorsunuz?

 

Neden evlerinizde oturup bir avuç insan yığınının sizin güçlü, refah ve gelişmiş ülkenizi yok etmesini seyrediyorsunuz? 

 

Ne dediğimi anlamıyorsanız eğer kafalarınızı çevirip Irak'a bakın,  geçenlerde zengin olan Irak'a. O da aynı şekilde, sizin Taksim'deki halkınız gibi arıyordu özgürlük ve demokrasiyi.

 

 

Eğer kendiniz analyamıyorsanız başınıza gelenleri, Libya'ya bakın. Ütopyaya benziyordu, sonra da bir avuç insanın onu cehenneme götürmesine izin verdi.

 

Eğer bana inanmıyorsanız gözlerinizi kapatıp yanlızca 15 sene öncesine dönün, İstanbul'u hatırlayın, Laleli'yi hatırlayın, Aksaray'ı, Beyoğlu'nu, Ümraniye'yi....

 

Gözlerinizi kapatıp otobüslerinizin, tramvaylarınızın 10 sene önceki halini hatırlayın, nasıl arabalar kullandığınızı, maaşlarınızın kaç olduğunu, okullarınızın ve üniversitelerinizin nasıl olduğunu hatırlayın.

 

Eğer  o da yetmiyorsa bunu okuyun:

 

GDP - per capita (PPP) (US$)

Country

1999

2000

2002

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

Turkey

409.4

444

468

458.2

508.7

584.5

635.6

853.9

902.7

879.9

960.5

1,087

 

2012- 1.306 (US$)!!!

Okuyun, sonra da çıkın ve Türkiye'nin kötülüğünü isteyen ve ona Libya ve Irak'ta olduğu gibi direkt olarak saldıramayan çakalları durdurun.

 

Çünkü siz artık çok güçlüsünüz bunun değişmesine izin vermeyin. Eğer değişirse, eğer tüm o pisliklerin devam etmesine izin verirseniz çamurunuza dönersiniz, bunu mu istiyorsunuz

 

 

Seneye Boşnakları sizin uğrunuza ağlatmayın, buna izin vermeyin, bizim yardımlarımıza muhtaç etmeyin kendinizi, bizler Istanbul'un en küçük belediyesinin sahip olduğu kadarız, bir kaç milyon nüfüsa sahip bir ülkeyiz

 

Biz seve seve yardım ederdik ama imkanımız yok.

 

Tıpkı sizin milletinizin bize yardım etmek istemesi gibi, fakat ozamanlar sizin ülkenizin imkanları yoktu, çünkü bir hiç idiniz.

 

Tekrarlanmasına asla izin vermeyin.

 

Taksimdeki eylemciler KÖTÜLÜKTÜR!

 

Kötülüğü yok edin!

 

Bugün!

 

Duh Koji Hoda
http://nunion.blogger.ba
03/06/2013 09:36